Özlem Sulak

10.04.2017

1979, Türkiye’de, Trende doğdum ve hayatım hep hareket halinde geçti. Robert Kolej mezunuyum. İngiltere’de Sahne Sanatlarında dans üzerine okudum. Almanya’da yüksek lisansımı dijital medya üzerine yaptım. Lyon’da post-diplomam Güzel Sanatlardaydı. Paris’te yaşıyorum. Daha önce bir kısmı animasyon olan filmim olmuştu ancak Annecy’de gösterilecek “Emek” benim ilk animasyon filmim diyebiliriz.


Animasyona ilginiz ne şekilde başladı? Sizin için ne ifade ediyor ve bu mecrayı neden seçtiniz? 

Animasyon benim için yeni ancak hareket üzerine düşünme yeni değil. Dans eğitimim sırasında koreografi eğitimi (dans on screen / video dance) dersi aldım. Hatta tezim bunun üzerineydi. Dans koreografisi yaparken çekim nasıl olsun, kamera açıları nasıl olsun bunu belirliyoruz. sonra bunun üzerine montaj geliyor. Montaj da bir tür koreografi. filmi hareket unsurları üzerinden tasarlamak  bunu birincil sıraya yerleştirmek. İlk videom da yürümek üzerineydi. bir çift ayak görüyoruz. Başka bir şey olmuyor. Animasyondaki hareket sorusu benim için zaten dans aracılığıyla vardı. ancak çizim üzerinden gelen kısmı benim için çok çok yeni.


Henry Miller’in yasaklanan kitabı “Seksus”un davasının görüldüğü binada çekim yapamadığım ancak binayı göstermek istediğim için önceki filmimde animasyon kullandım. Keza emek için de gerçek hayatta mümkün olmayan bir şeyi gerçekleştirmek için animasyon kullandım.


Dans eğitimim sırasında ciddi bir kaza geçirip yürüyemedim. İlk filmim yürümek üzerine buradan çıktı. Göç ailemin ve benim geçmişimizden gelen bir dert ve tema. 79 doğumlu olduğumdan özellikle 80 darbesi bir dönem konum oldu. Bu konu üzerine yaptığım video yerleştirme daha sonra uzun metraj filme dönüştü. Sonra 80lerin bir sonucu olan  yasaklanan kitaplar ve illegal yollarla yurtdışına kaçanlar konusu. Şimdi de mimari bellek...


Kullandığınız özel bir teknik ya da stil var mı? Varsa nasıl oluştu, gelişti? 

Animasyonda en heyecan verici şey kamera hareketleri. Bu dünyanın kurallarının geçerli olmayışı. Emek filmini yaparken tek bir kamera hareketi kullandık. 3D Max ile. Şu anda 3D Max programının yapabilecekleri beni çok heyecanlandırıyor.


Filmlerinizde size en önemli unsur nedir? Senaryo, müzik, karakter tasarımı seslendirme, görsel dünya, …?

Ritmi, akıcılığı, hareketi, nerde durduğu nerede başladığı. Ritmi diyebiliriz.


Filmlerinizde ekip arkadaşlarınız kimlerden oluşuyor?  Belirli isimlerle mi çalışıyorsunuz? Ekip arkadaşı seçimlerinizi neler etkiliyor? 

İki ekip arkadaşım var, Fransızlar. Biri filmlerin görsellerinden, çizimlerden sorumlu. Diğeri ses tasarımı ve müzikten. İkisine de çok saygı duyuyorum. benim için en önemli şey sanırım bu.


Kimler ya da neler size ilham veriyor? 

Karşılaştığım insanlar, durumlar, tarih, bellek ve her zaman müzik.

Kadın olmanızın animasyon alanında size eksi ve artıları oldu mu? Olduysa neler?

Yönetmenlik yüzde olarak Kadınları en az gördüğümüz mesleklerden biri. Kamera önünde oyuncu olarak kadın görmeye alışık olsak da. ama zamanla ne mutlu ki değişiyor bu. Yaratıcı mesleklerde kadınsanız işiniz zor. hele ki anneyseniz. benim 9 aylık bebeğim ve 2 yaşında çocuğum var. Kreş, anaokulu, bakıcı gibi altyapılar yaratıcı mesleklerde olmadığından çocuklarımla prodüksiyon yetiştirmek ya da sergi yapmak, zaman kısıtlaması olan işlere yetişmek elbette çok zor.


Animasyon için gerekli gördüğünüz altyapı sinema mı, grafik tasarım mı? Ya da ne? Sizce animasyon eğitiminin olmazsa olmazları neler?

Ben aslen videocuyum. Videoya danstan geçtim animasyona da videodan. Dolayısıyla benim için hareket ve sinema çok önemli. ancak iyi eğitim için iyi bir sanat eğitimi şart.


Türkiye’de animasyon sektörü var mı? Sektör ya da ortamın geçmişi ve bugününü nasıl değerlendiriyorsunuz? Farklar ya da ilerleme oldu mu?
Uzun süredir Türkiye'de yaşamadığımdan sektöre dair ne söylersem yalan olur.

 

Türkiye ve dünyada animasyon geleceğinde neler bekliyorsunuz?

Animasyonun geleceği çok çok parlak. çünkü sınırsız bir özgürlük alanı yeni teknolojiler ile pratiği daha da kolaylaşıyor. kolaylaştıkça daha az zaman gerektiriyor. daha da demokratikleşiyor. Fransa’da azımsanmayacak kadar çok önemli ve kuvvetli bir çizgi roman geleneği var. çizgi roman ciddi bir şey. tarihsel olarak üzerinde çok düşünülmüş, yazılmış, çizilmiş, üretilmiş, ciddiye alınmış bir alan. Örneğin Fransa’da metroda büyüklere bir şey anlatmak için bile yaratıcı çizgi karakterler kullanılıyor. Almanya’da ayni yaklaşımı görmüyorsunuz. daha kuru bir anlatım var. çizime çizgiye kültürler nasıl yaklaşıyor tarihsel olarak nereye koyuyor animasyonun gelişmesi için bu önemli bir konu.

image38