Ayşe Şule Bilgiç

18.04.2017

Ben 1978 Adıyaman, Besni doğumluyum. 3 Yaşındayken istanbul'a gelmişiz. İlkokulu ortaokulu devlet okullarında okudum. Lisede önce Maçka Anadolu Teknik Lisesi Bilgisayar bölümünde sonra Sakıp Sabancı Anadolu Lisesinde okudum. Üniversitede MArmara Üniversitesi İletişim Fakültesinden mezun oldum. 8 senedir animasyon sektöründeyim.

Animasyona ilginiz ne şekilde başladı? Sizin için ne ifade ediyor ve bu mecrayı neden seçtiniz? Etkilendiğiniz, size hocalık yapan isimler oldu mu? 

Ben çizgi filmin Türkiye’de çocuklar için yapılmıyor olmasından müthiş hayıflanarak başladım her şeye. İnanılmaz yoğun çocuk nüfusu var ve bu çocuklara kendi değerlerimizden karakterler üretilmiyor olması bir iletişimci olarak, iki bir anne olarak, üç bu ülkeyi çok seven bir vatandaş olarak beni tetikledi.​


Animasyon yapımında üstlendiğiniz görev nedir? Senarist, yönetmen, yapımcı, animatör, karakter tasarımcısı, …?

​Ben şu an animasyon/çizgi filmden doğan markalar yaratan ve bunu önce kendi ülkesinde sonra dünyanın tüm çocuklarının hayatına dokunduran, sadece çizgi filmle kalmayıp bu doğan markalarla çocuğun ve annenin hayatına 360 derece dokunan bir yapının yöneticisiyim. Biz doğurduğumuz markaların çizgi film bölümleri yanında sinema filmlerini, dergi ve kitaplarını, ürünlerini, tiyatro oyunlarını, dijital oyunlarını tasarlıyoruz. Anne ve çocukların hayatında fark yaratmak üzerine kurulu bir iş yönetiyorum. ​


Ne tip hikayeler anlatmayı seviyorsunuz, filmlerinizde temel bir tema ya da dert var mı? Bir filmi yapmaya, oluşumuna katkı sağlamaya sizi motive eden nedir?

​Biz çizgi dizi ve filmlerle anne ve çocukların hayatında var olması gereken değerleri anımsatıyoruz. Basit, çok göz önünde ama unuttuğumuz değerleri. Bu evrende var olmamızın temel nedenlerini aslında. Benim en büyük motivasyonum çizgi filmle milyonlara dokunabilmek. Bir iletişimci olarak kitle iletişiminin gücünü biliyorum. Söz söylemek de bu evrende büyük meziyet. Bir kişiye de söyleyebilirsiniz, biz çizgi filmle tüm dünyaya söylüyoruz.​


Kullandığınız özel bir teknik ya da stil var mı? Varsa nasıl oluştu, gelişti? Sizi en iyi ifade eden filminiz, çalışmanız?

​Bizim yapımlarımızın en büyük farkı insana yürekten dokunması. Senaryo aşamasından başlıyor aslında tüm mucize. Pepee bizim en lokomotif ve şu ana kadar en etkili oluşturduğumuz karakter. PEpee sayesinde müfredatlar değişti Türkiye'de, 3 neslin hayatına dokunduk. Örneğin halk oyunları Pepe'den sonra müfretada tekrar alındı, anne ve çocuklardan gelen talep üzerine... Pepee neslinin daha sevgi dolu bir nesil olduğunu da görüyoruz. Ve kendilerini daha net ifade edebildiklerini. Bunların hepsi bizim kazanımlar listemizde vardı.


Filmlerinizde size en önemli unsur nedir? Senaryo, müzik, karakter tasarımı seslendirme, görsel dünya, …?

Dediğim gibi Senaryo ile başlıyor, sonra her aşamada üzerine bir kat daha güzellik koyuyoruz. Müzik, Tasarımlar,​ seslendirme, görsel dünya, renkler.... Hepsi senaryoya hizmet eder. Hitchcock'a sormuşlar iyi bir film için en lazım olan 3 şey nedir? "Senaryo, senaryo, senaryo" demiş. Yürekten katılıyorum…


Filmlerinizde ekip arkadaşlarınız kimlerden oluşuyor?  Belirli isimlerle mi çalışıyorsunuz? Ekip arkadaşı seçimlerinizi neler etkiliyor? 

Dönem Dönem 88 kişiye kadar çıkan ​bir ekiple çalışıyorum. Kendi alanlarında oldukça başarılı, projeye artı değer katacak ekip arkadaşlarını çok önemsiyorum. Yönetmenlerimizden Hüseyin Emre Konyalı, müziklerde Kıraç favori ekip arkadaşlarım arasında.


Kimler ya da neler size ilham veriyor? Favori, en sevdiğiniz animasyon filmler?

​Hayatın kendisinden besleniyorum. Yaşadığım ya da gözlemlediğim ya da okuduğum ya da duyduğum her şey bir ilham kaynağı olabiliyor. Ters Yüz’ü seviyorum. Wall-i yine harika işlerden biri.​


Kadın olmanızın animasyon alanında size eksi ve artıları oldu mu? Olduysa neler?

Ben hayatımın hiçbir döneminde kadın olduğum için olumsuz bir durum yaşamadım. Bu belki benim bakış açımdan. Bir kadın olarak liseden itibaren erkeklerin içindeydim. 21 kişilik sınıfta tek kızdım. Hepsi ile hep çok iyi anlaştım. Hayatımın hiçbir döneminde de yaşadığım olumsuzlukların Kadın olmamdan kaynaklandığını hissetmedim. 


Animasyon için gerekli gördüğünüz altyapı sinema mı, grafik tasarım mı? Ya da ne? Sizce animasyon eğitiminin olmazsa olmazları neler?

Türkiye'de yetişmiş iş gücü çok eksik. Sadece Eskişehir anadolu Üniversitesinde bir bölümün yılda 15 mezunu var. Diğer üniversitelerde de Animasyon bölümleri açılması için aslında oldukça yoğun çalışmalar yapıyoruz.


Türkiye’de animasyon sektörü var mı? Sektör ya da ortamın geçmişi ve bugününü nasıl değerlendiriyorsunuz? Farklar ya da ilerleme oldu mu? 

Henüz bence yok. Oluşmaya çalışıyor. emekliyor bile diyemem. Ama umudum büyük.


Türkiye ve dünyada animasyon geleceğinde neler bekliyorsunuz?

​Çok büyük fırsatlar var. Önce kendi ülkemizin çocukları sonra tüm dünya çocukları için yapılabilecek çok iş var. Ben Türkiye'nin bu alanda harikalar yaratabileceğine inanıyorum. Biz Düşyeri olarak tüm dünyadaki anne ve çocuklara dokunabilmek için canla başla çalışmaya devam edeceğiz.​

image58