İpek Okyar

29.10.2018

1989 yılında İstanbul’da doğdum. Çoğunlukla İstanbul’da yaşadım. Lisansımı İletişim Tasarım bölümünden aldım. Çizmeden önce de gözlem yapıyorumdur, çünkü çizim çocukluğumdan beri hep hayatımda var.


Çizgi roman/illüstrasyon ilginiz ne şekilde başladı? Sizin için ne ifade ediyor ve bu mecrayı neden seçtiniz? Etkilendiğiniz, size hocalık yapan isimler oldu mu?

Hepimizin kendine bir ifade ve iletişim yöntemi bulması gibi benim için de bu ifade yöntemi ağırlıklı olarak çizmek üzerinden oldu. İllüstrasyonun kavramları esnetmesini, yargılarla oynayabilmesini ve algıyı özgürleştirmesini seviyorum. Etkileşime geçtiğim her şey ve herkes benim için bir rehber niteliğinde.


Ne tip hikayeler anlatmayı seviyorsunuz, çalışmalarınızda temel bir tema ya da dert var mı?

Çalışmalarımda iletişimin çeşitliliği, zıt kavramların birlikteliği gibi temel meselelerim var. O nedenle kavramların anlamlarıyla oynamayı ve onları bir çok şeyle ilişkilendirmeyi seviyorum. Empatiyi de kendime bir odak noktası olarak belirliyorum. Algıyı ve farkındalıkları çeşitlendirmek için bir oyun alanı yaratmaya çalışıyorum. Geriye kalan içerikler her zaman değişkenlik gösterebiliyor. 


Kullandığınız özel bir teknik ya da stil var mı? Varsa nasıl oluştu, gelişti? Sizi en iyi ifade eden filminiz, çalışmanız?

Kişisel çalışmalar için bilinç akışını serbest bırakıp, güzel-çirkin, eğri-doğru gibi şartlandığımız düşüncelere çok yer vermeden, yargılamadan, sınıflandırmadan deneysel çalışmayı tercih ediyorum. Bu şekilde görüntünün kendi kendini oluşturma sürecini seyretmeyi seviyorum. Mürekkep, akrilik ve dijital ağırlıklı çalışıyorum, kullandığım materyallerin içeriğe göre değişkenlik göstermesini tercih ediyorum.  

  

Çalışmalarınızda size en önemli unsur nedir? Hikaye, karakter, tasarımı, görsel dünya, mesaj…?

Hikaye içerisinde an ve pozun ilişkisi benim için önemli.


Kimler ya da neler size ilham veriyor? Favori, en sevdiğiniz çizerler, kitaplar, karakterler?

Bence etkileşimin olduğu anda ilham da oluyor. Yine de müziğin yeri benim için çok önemli. Bir çok sevdiğim isim var ama favori ismim Alexander Calder.    


Kadın olmanızın çalışmalarınızda size eksi ve artıları oldu mu? 

Kadın olmamın çalışmalarımda bir eksisi olduğunu düşünmüyorum. Çalıştığım alanın bir iş kolu olarak kendi varoluş zorlukları var. Cinsiyet ayırmadan eşit bireyler olmamızın ise alan gözetmeksizin kendine has bir mücadelesi var.


Çizgi roman, karikatür ya da illüstrasyon için gerekli gördüğünüz altyapı nedir, olmazsa olmazları neler?

Bence yapmak istenilene olmaz demeden yaklaşmak en önemlisi. İfade etmek istenileni kendine has haliyle tutabilmek ve özgün olarak dönüşümünü koruyabilmek sürecin olmazsa olmazlarından…


Türkiye’de çizgi roman ve illüstrasyon dünyasını nasıl değerlendirirsiniz? 

Türkiye’de görsel ağırlıklı yayınlar geçmişe göre hızla artıyor, çeşitlilik kazanıyor ve ilgi görüyor. Bu durumun iyi tarafı çeşitliliğe olanak sağlanması, ilginin artması olsa da, bu alanda da, piyasadaki hızın sürekli artması yaratıcı süreçleri, kendine has olanı desteklemeyebiliyor, yayın seçkilerini kısıtlayabiliyor.  

 

Peki Türkiye ve dünyadaki geleceği?

Değişimine ve dönüşümüne her zamanki gibi devam edecektir, sonuçta anlatacak hep bir çok meselemiz var.  

image13