Sinem Sakaoğlu

02.01.2017

1974 Ankara doğumluyum (ama nerelisiniz sorusunun cevabi biraz karışık: Çanakkale/Trabzon anne tarafı, Kütahya/Çankırı baba tarafına Ankara'da doğup, İzmir'de büyüyüp, Los Angeles'ta 8 yıl (Amerikan vatandaşlığı da alarak) yaşayıp, şimdi de son 13 yıldır Almanya'da yaşayınca, nerelisin sorusunun cevabi zorlaşıyor. Kendimi bu aralar baya Hamburg'lu hissediyorum diyelim :)) İzmir Amerikan Lisesi mezunuyum. Üniversitedeyken mütercim tercümanlık okudum (Hacettepe). Yani film işlerinde okulludan çok alaylıyım. 2000'den beri aktif olarak (öncesinde sıkı bir takipçi olarak) canlandırmayla uğraşıyorum.


Animasyona ilginiz ne şekilde başladı? Sizin için ne ifade ediyor ve bu mecrayı neden seçtiniz? Etkilendiğiniz, size hocalık yapan isimler oldu mu? 

İlk canlandırma filmimi (Eva, 9dk., stop motion) Los Angeles'ta otururken evimde yaptım. Eski eşim ile beraber bir Bolex 16mm kamerayı süper 16mm'ye çevirip, kendi imkanlarımızla evde salonu boşaltıp, stüdyoya çevirip, kuklaları, setleri topladığımız eşyalardan yapıp 2 yıl boyunca geceleri animasyonu yaparak çekip bitirdik. O zamanlar dijital kamera olsaydı, herhalde daha kolay geçerdi o süreç, ama çok öğretici bir süreçti. O dönemde internette de stopmotion yapımına dair ne bir video, ne bir açıklayıcı metin vardı. O yüzden deneme, yanılma yoluyla öğrendim diyebilirim. Tabi ki elime geçen her kitaptan da yararlandım.


Filmi yaparken (gece çalışmamızın da sebebi) gündüzleri uluslararası bir iş danışmanlığı şirketinde yönetici olarak çalışıyordum. Film bittiğinde artık sadece film ve daha da özelinde canlandırma yapmak istediğimden emin olmuştum. İşimi bıraktım, özel sebeplerle Almanya'ya taşındım ve Animation School Hamburg'da 14 aylık bir programa katıldım. Bu program surecinde hem ikinci kısa filmimi (Bo, 5 dk, geleneksel 2D animasyon) yaptım, hem de ilk uzun metrajlı film deneyimime başladım. 


Animasyon yapımında üstlendiğiniz görev nedir? Senarist, yönetmen, yapımcı, animatör, karakter tasarımcısı, …?

Üç Haydut (Die Drei Raeuber, geleneksel 2D, sinema filmi) filminde hem yapım yönetmenliği hem de Overseas Animation Supervisor görevlerini üstlendim. Bunun hemen sonrasında ilk uzun metraj yönetmenlik şansını yakaladım. (Sandman and The Lost Sand of Dreams, 2010, stopmotion, sinema filmi). 4 yıldır ikinci uzun metrajlı stopmotion filmim üzerinde çalışıyorum (geliştirme aşaması - Kara, stopmotion, sinema filmi), ayni zamanda da animasyon / görsel efekt ağırlıklı reklamlarda yönetmenlik yapıyorum.


Ne tip hikayeler anlatmayı seviyorsunuz, filmlerinizde temel bir tema ya da dert var mı? Bir filmi yapmaya, oluşumuna katkı sağlamaya sizi motive eden nedir?

Nenemin uydurma masallarıyla büyüdüğüm için sanırım, masalsı anlatımları seviyorum - kendini çok ciddiye almadan, arada absürt çıkıntılarla kendimle eğlenerek. Hikayeden önce karakterler ilgilendiriyor beni. Bir hikaye, taslak, fikir yazarken kendimde fark ettiğim, genelde bir karakterden ve duygudan yola çıktığım.


Hayatın içinde sihri, masalsılığı, sürrealliği, absürtlüğü arayıp bulduğumdan herhalde. Teknik olarak hem kontrollü hem sürprizlerle dolu olduğundan. Kendini anlatmanın en özgür, en anlamı güçlü (ifadeci demeye çalışıyorum), en eğlenceli (meşakkatli olsa da) yolu olduğundan.


Sizi en iyi ifade eden filminiz, çalışmanız?

Şu an üzerinde çalıştığım Kara (olacak); büyük ihtimalle daha sonra da ondan sonra yaptığım… hep en sonuncu :)


Kimler ya da neler size ilham veriyor? Favori, en sevdiğiniz animasyon filmler?

Cok farkli yerlerden beklenmedik sekilde geliyor ilham. En çok kendi kendimle basbasa kalabildigimde ve sıkıldığımda verimli oluyorum :)) Bazen bir haber, bazen edebiyat, bazen bir resim, müzik... En cok edebiyat ama sanirim. Okuduğum kitaplardan çok etkileniyorum - o an elimde yazdığım bir sey varsa, bu da mutlaka bir yerlere yansiyor. (Kara'yi yazarken Salman Rushdie okuyordum mesela. Hala etkilerini görüyorum senaryoda.) Tabi ki olmazsa olmaz Miyazaki'nin, Takahata'nin filmleri, Starevic'in, Svankmajer'in filmleri, kucuklugumde derin izler birakan Disney'in Peter Pan'i beni hala etkiliyor. Bir de internette cok dolanip, inanilmaz yaratici teknikler, anlatim stilleri olan kisa filmler seyrediyorum. Sürekli takip ettiğim çizerler (art director, illustrator, designer) var.


Kadın olmanızın canlandırma alanında size eksi ve artıları oldu mu? Olduysa neler?

Canlandirmaci olarak tanimlamamistim hic kendimi :) Canlandirma teknigini siklikla ve özellikle kullanan bir yönetmenim. Hal oyle olunca da sektordeki kadin - erkek esitsizliginden bir yonetmen olarak zaman zaman payimi aliyorum. Özellikle reklam dünyası Avrupa'da da ve hala da cok erkek bir dunya. Şansım cinsiyet ayrımının hiç işlemediği küçük bir grup insanla yillardir farkli projelerde beraber çalışabiliyor olmam. Yoksa reklam dunyasi cekilmez. Uzun metraj maceramda da bir kac badire atlattim bu beraber surekli calistigim grubu olusturuncaya kadar.


Kendi yaptıklarından - iyi, kötü, hata, doğru - öğrenmenin en kalıcı olduğunu düşünüyorum. Bu yuzden ilk olarak bol bol uygulama firsatlari mutlaka olmali. Farkli teknikleri, farkli asamalari (layout olsun, design olsun, animasyon olsun, 2d olsun, stop motion olsun, cgi olsun…vs.) uygulamali gormeli canlandirma ogrenenler.  Bir de 2D animasyonu anlamanin bana kattigi cok sey oldu diger her türlü animasyon tekniğini ve görsel effektleri anlama konusunda. Aslinda iyi bir klasik 2d tabani cok etkili diye dusunuyorum.


Türkiye ve dünyada animasyon geleceğinde neler bekliyorsunuz?

Teknolojik ilerlemeler ve kolaylıklar farklı tekniklerin daha kolay kaynaştırılmasını sağladı. Bu yönde daha karma teknik çalışmalar beni geleceğe yönelik heyecanlandırıyor (farklı canlandırma tekniklerinin ve hatta live action'in bir arada kullanılması gibi). CGI daha görsel evrimini tamamlamaya çok uzak bence - medyumun getirdiği avantajları öne çıkaracak görsellikte proje henüz daha az sayıda. Buradan da ileriye dönük beklenmedik, yenilikçi görsel dünyalar bekliyorum. Ha bir de, bunu görebilir miyim yaşamımda bilmiyorum ama, animasyon / canlandırma denince genel izleyicinin aklına otomatik olarak çocuk filmi gelmeyeceği günler diliyorum :))

image53