TR

Çevir:


Yeşim Aktaş

25.04.2017

1971 İstanbul doğumluyum. Moda’da büyüdüm. Kadıköy Anadolu Lisesi’nden sonra Boğaziçi Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümünü bitirdim. Ardından Paris Güzel Sanatlar Yüksek Enstitüsü’nde (IESA Institut d'études supérieures des arts de Paris) öğrenimime devam ettim. Animasyon yaşamım başlamadan önce, Paris’te okuduğum dönemde bir süre Fransızca’dan Türkçe’ye sözlü çevirmenlik yaptım aynı zamanda RFI’nin (Radio France International) Türkçe departmanında gençlik programı hazırlayıp sundum. 1995 yılından beri büyük bir tutkuyla animasyonla uğraşıyorum. Arada yine diğer tutkum olan radyoculuğu Montréal, Kanada’da Radio Canada’da yapma şansım oldu.

Animasyona ilginiz ne şekilde başladı? Sizin için ne ifade ediyor ve bu mecrayı neden seçtiniz? Etkilendiğiniz, size hocalık yapan isimler oldu mu?
Paris’te Güzel Sanatlar’da okuduğum dönemde ağırlıklı animasyon yapan bir multimedia şirketinde staj yapma fırsatım oldu ve o anda bu çizgi karakterlerin sanal dünyası beni büyüledi. İşini severek yapmanın önemi o kadar büyük ki staj diye başladığım firmadan bir buçuk yıl sonra ayrıldığımda bana Türkiye’de birlikte şirket açmayı teklif ettiler. 1996 yılında da Fransız ortaklı olarak DIA- Digital Image Art adı altında şirketimizi kurduk. Animasyonun Türkiye’de çok az bilinmesinin getirdiği büyük zorluklarla birlikte çok keyifli bir deneyimdi. Animasyon benim için sonsuz olanakları barındıran bir mucizeler dünyası. En çok etkilendiğim insanların başında büyük ustamız Hayao Miyazaki geliyor. Bunun yanı sıra Kanadalı animasyon yönetmeni ve yapımcısı Pascal Blais ve Fransız yönetmen Olivier Jean-Marie.


Animasyon yapımında üstlendiğiniz görev nedir? Senarist, yönetmen, yapımcı, animatör, karakter tasarımcısı, …?
Şu anda yapımcıyım. Ancak 22 yıllık meslek yaşamımda animatörlükten, senaristliğe ve yönetmenliğe kadar farklı görevleri üstlendim.


Ne tip hikayeler anlatmayı seviyorsunuz, filmlerinizde temel bir tema ya da dert var mı? Bir filmi yapmaya, oluşumuna katkı sağlamaya sizi motive eden nedir?

Spiritüel hikayeleri seviyorum. Yaşamın mucizelerini animasyon dünyasının mucizeleri ile ifade etmek hoşuma gidiyor. Şu anda da böyle bir kısa metraj üzerinde çalışıyoruz. Bir filmi yapmaya ya da oluşumuna katkı sağlamaya beni en çok motive eden yaşamda hiç bir zaman karşılaşmayacağınız insanlarla ve dünyalarla yaptıklarınızla buluşmak.


Kullandığınız özel bir teknik ya da stil var mı? Varsa nasıl oluştu, gelişti? Sizi en iyi ifade eden filminiz, çalışmanız?

Karışık teknikleri seviyorum. Bu hep böyleydi. Yalnızca animasyonda değil resim yaparken de.  Çok farklı materyalleri bir arada ve harmoni içinde yaşatmak hoşuma gidiyor.

Beni hem konu hem teknik olarak geçmişte belki de en iyi ifade eden işim Kanadalı O’Vertigo dans grubu için kreatif direktörlüğünü yaptığım projeydi. Daha sonra Kanada Grafika ödülüne de (Le Grand Prix Grafika) aday gösterildi ve finalist olduk.  Şu anda üzerinde çalıştığımız filmimiz ise hem animasyon tekniği hem konu olarak beni çok iyi anlatan bir proje olacak diye düşünüyorum.


Filmlerinizde size en önemli unsur nedir? Senaryo, müzik, karakter tasarımı seslendirme, görsel dünya, …?
Senaryo bizim işimizin bel kemiği. Kötü bir senaryoyla diğer her noktayı mükemmel yapsak bile sonuç almamız zor.


Filmlerinizde ekip arkadaşlarınız kimlerden oluşuyor?  Belirli isimlerle mi çalışıyorsunuz? Ekip arkadaşı seçimlerinizi neler etkiliyor?
Ekip arkadaşlarım yönetmen, senarist, animatör, teknik direktör kadrosundan oluşuyor. Ses, miksaj ve müzik hizmetlerini dışarıdan alıyoruz. Projenin ihtiyacına göre belirli isim tercihlerimiz olabiliyor. “Bu benim mesleğim” diyen herkesin işini zaten iyi yapması gerektiğine inandığım için ekip arkadaşı seçimimizde bu noktayı zaten var olması gereken bir nitelik olarak değerlendiriyorum. Dolayısıyla en büyük kriterim enerjimiz tutuyor mu, bizim ekibimizin enerjisiyle uyumlu ve bir parçası olacak şekilde çalışabilecek biri mi diye bakıyorum.


Kimler ya da neler size ilham veriyor? Favori, en sevdiğiniz animasyon filmler?
Önce kendi çocuklarım daha sonra tüm çocuklar bana çok ilham veriyor. Kirlenmemiş zihinlerin yaratıcılığını hayranlıkla ve imrenerek gözlemliyorum. En sevdiğim animasyon film Belleville’de Randevu (Les Triplette de Belleville). Sonra İntihar Dükkanı (Le Magasin de Suicides) var.  Eğitimimi Paris’te aldığım için sanırım Fransız animasyon dünyasına daha yakınım. Miyazaki’nin tüm eserleri. Denizin Şarkısı’ndan (Song of the Sea). çok etkilendim. Bir de Kung Fu Panda’lar var. Onları da çok seviyorum.


Kadın olmanızın animasyon alanında size eksi ve artıları oldu mu? Olduysa neler?
Kadın olmanın herhangi bir eksi ya da artısını yaşamadım.


Animasyon için gerekli gördüğünüz altyapı sinema mı, grafik tasarım mı? Ya da ne? Sizce animasyon eğitiminin olmazsa olmazları neler?
En gerekli altyapı motivasyon, emek ve disiplin. Diplomayı bir kriter olarak baz alıyorsak, çok iyi eğitim/öğrenim almış biri olarak itiraf edeyim eğitime/öğrenime hiç inanmıyorum. Bireyin motivasyonu ve yapmak istediklerini gerçekleştirmek için disiplinli bir şekilde harcadığı emek zaten tüm altyapıyı oluşturur diye düşünüyorum.


Türkiye’de animasyon sektörü var mı? Sektör ya da ortamın geçmişi ve bugününü nasıl değerlendiriyorsunuz? Farklar ya da ilerleme oldu mu? 

Türkiye’de çok güzel gelişmeler olduğu bir gerçek ama animasyonun henüz bir sektör olmadığı inancındayım. 1996 yılında Türkiye’de animasyon şirketimi açtığımda animatör bulmak neredeyse imkansızdı. Bugün çok değerli meslektaşlarımız var. Reklam sektöründe animasyon kullanımı arttı. 2000’li yılların başında biz Turkcell Cell-o ailesiyle ilk ve tektik.  Aynı zamanda yerli yapım animasyon sinema filmlerimiz, dizilerimiz var. Bu çok olumlu bir gelişme. Ancak animasyonun gerçek anlamda bir sektör olabilmesi için uluslararası ortak yapım anlaşmaları ve devlet teşvikleri çok önemli. Bu konularda atılması gereken önemli adımlar var.


Türkiye ve dünyada animasyon geleceğinde neler bekliyorsunuz?

Teknolojilerin gelişmesiyle animasyon bugün farklı formlarıyla farklı alanlara hizmet etmekte. Bunun giderek artacağı reddedilemez bir gerçek. Eskiden animasyon dediğimizde aklımıza yalnızca çizgi film gelirdi. Bir de artık çocuklar bile daha basit programları kullanarak bazı animasyonları yapabiliyor durumda. Ayrıca giderek sanallaşan dünyamızla birlikte animasyonun kullanım alanları da sürekli artıyor ve artacaktır.

http://toonz.co/people.html

image16