Yonca Ertürk

17.03.2017

1970, İstanbul Bakırköylüyüm. Sinema 74’te  pazar sabahları bankaların hediyesi çocuk filmleri olurdu. Disney ve Miyazaki ile bilmeden tanışmıştık. TRT vardı, zamanın çocukları olarak şanslıydık ve bize ait kuşaklarımız, bir çok güzel animasyon dizilerimiz ve filmlerimiz vardı. Yine Miyazaki’den Heidi, Disney’ler, Barba Papa- Değiş Tonton, Şeker Kız Candy ve tabi Clementine, Red Kit, Tenten, Pingu.  Film. İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulunda okudum. Aynı dönem çalışmaya başladım, Reklam filmlerinde uzun yıllar çalıştım. Bu dönemde Ezel Akay İfr’nin kurucusu ve yönetmeniydi ve her türlü yeni teknoloji ve efektli işlere bayılırdı. Biz de yeni çıkan herşeyi kullanır çalışırdık. Oyuncaklı işleri severdik. 


Animasyona ilginiz ne şekilde başladı? Sizin için ne ifade ediyor ve bu mecrayı neden seçtiniz? Etkilendiğiniz, size hocalık yapan isimler oldu mu? 

Anima’nın İFR içinde bir bölüm olarak kurulmasıyla stopmotion animasyon ile işler yapmaya başladık. Animasyonu herşeyde kullandık diyebilirim. Animasyonun benim için kıymeti sınırsız olması, en azından öyle görünmesi ve her bir fikrin ayrı bir macera ve çözüm gerektirmesi. Hayal dünyamız sınırsız olabilir, istediğimizi yaratabiliriz, fikirlerimizi bambaşka şekillerde anlatabiliriz.


Animasyon yapımında üstlendiğiniz görev nedir? Senarist, yönetmen, yapımcı, animatör, karakter tasarımcısı, …?

Ben yapımcıyım. Her türden ve büyüklükte filmler yaptım. Animasyonlu işlerin ön çalışması ve yaratım süreci bambaşka. Yapımda hem kurallara uymanız hem de onları bozmanız gerekiyor. Özellikle Türkiye şartlarında her iş ayrı bir macera.


Ne tip hikayeler anlatmayı seviyorsunuz, filmlerinizde temel bir tema ya da dert var mı? Bir filmi yapmaya, oluşumuna katkı sağlamaya sizi motive eden nedir?

Özellikle çocukları anlatan işleri seviyorum. İlla çocukların izlemesi için değil, büyüklerin de çocukları anlaması için filmler yapmak isterim. Bir film için diğer bir itici güç de aşılması gereken zorluklardır benim için. Güzel şeyler yaratacağına inandığım birine katkı sağlamak ve sözünü söylemesine eşlik etmek de isterim.


Kullandığınız özel bir teknik ya da stil var mı? Varsa nasıl oluştu, gelişti? Sizi en iyi ifade eden filminiz, çalışmanız?

Yapım açısında tekniği ve stili, hikaye ve imkanlar çağırır. Benim özellikle sevdiğim stopmotion animasyondur. Mutfağını bildiğim ilk teknik olduğu için ve büyük sabır ve emek gerektirdiği için bendeki yeri ayrıdır.


Filmlerinizde size en önemli unsur nedir? Senaryo, müzik, karakter tasarımı seslendirme, görsel dünya, …?
Ben önce hikayeyi önemserim sonra anlatma şeklini ve kurguyu. Görsel dünyanın tek başına önde olduğu işler çok ilgimi çekmiyor, eksik hissediyorum.


Filmlerinizde ekip arkadaşlarınız kimlerden oluşuyor?  Belirli isimlerle mi çalışıyorsunuz? Ekip arkadaşı seçimlerinizi neler etkiliyor?

Yaratıcı ekibin ve filmin ihtiyaçlarına göre ekibi belirlemek gerekiyor. Senaryo için özellikle güvendiğim arkadaşlarım var. Benim işim icabı iş ciddiyeti ilk sıradadır ve ekibin kendi arasındaki ilişkiyi de etkiler. Herkesin bir diğerinin işine artı değer eklemesini isterim. Her pozisyon için favori arkadaşlarım tabi ki var ama imkanlara göre bir araya gelmek zorunda kalıyoruz.


Kimler ya da neler size ilham veriyor? Favori, en sevdiğiniz animasyon filmler?

Sevdiğim bilimkurgu yazarlar hikayeyle ilgisi küçük olsa da ilham verir bana. Ursula K. Le Guin ve Margaret Atwood, Dr. Who, Agatha Christie buluşları, gizemleri, komedileriyle ufkumu açar. Coraline, Totoro, Big Hero 6, Inside & Out çok severim.


Kadın olmanızın animasyon alanında size eksi ve artıları oldu mu? Olduysa neler?

Her alanda karşılaştığımız zorluklardan farklı bir dünyada değiliz. Sektör her ne kadar karma yapıda olsa da genele işlemiş olan kadın ayrımını görüyoruz. Eksi olarak karşımıza çıkan “kadınlar da bu işten anlar mı?” zorluklarını “bu işi yapan kadınlar var” diyerek lehimize çevirmek için çalışıyoruz.


Animasyon için gerekli gördüğünüz altyapı sinema mı, grafik tasarım mı? Ya da ne? Sizce animasyon eğitiminin olmazsa olmazları neler?

Sinema. Animasyon bir anlatım şekli benim için. Herkesin işin tamamını görebilmesi için senaryo ve yönetmenlikle tanışması gerektiğini düşünüyorum. Kendi işimle ilgili eksikleri çok gördüğüm için de yapım bilgisini eklemek isterim. Küçük bir işin hem iş akışındaki yürüyüşü önemlidir, hem bütünün olmazsa olmaz parçasıdır. Yapım nosyonu ile bu kültürün yerleşmesi gerekir.


Türkiye’de animasyon sektörü var mı? Sektör ya da ortamın geçmişi ve bugününü nasıl değerlendiriyorsunuz? Farklar ya da ilerleme oldu mu? 

Tek başına animasyon sektöründen ne yazık ki söz edemeyiz. Televizyon dizileri de artan ivmesini sürdüremedi, TRT’nin yavaşlaması sektöre genel olarak yansıdı. Ancak film ve reklam sektörlerindeki gelişmeler ve animasyon içeriklerdeki artışlar sektörleşmeyi uzun vadede sağlayacak. Dernek, sendika ve meslek birliklerimizin de çabası bu yönde.


Türkiye ve dünyada animasyon geleceğinde neler bekliyorsunuz?

Yeni teknolojiler özellikle sanal gerçeklik ve 3 boyutlu filmlerle beraber çok eğlenceli gelişmeler olacağını görüyoruz. Bunlar anlatımla ilgili aklımıza gelmeyen yepyeni yollar açabilir. Ayrıca stopmotion ve çizgi/cell animasyona da ilginin tekrar geri geleceğini düşünüyorum, umuyorum.

image57