Lamia Karaali

07.04.2017

İstanbul 29 Kasım 1970. İstanbul ve Mudanya. Üsküdar Amerikan Kız Lisesi, MSU GSF Grafik bölümünde öğrenciyken haftalık Deli mizah dergisinde köşem vardı, orada çizerlik yaptım. Ayrıca fotoğrafçılık ve illüstratörlük yaptım. Karanlık odam vardı, filmleri yıkayıp fotoğraflarımı kendim basıyordum. Moskova -Rusya Halkların Dostluğu Üniversitesi (Rusya'ya gidiş hikayesi komik onu size ayrıca anlatırım...) Filoloji bölümü hazırlık fakültesi – Rus Dili eğitimi, Rusya Devlet Sinematografi Üniversitesi –VGIK (kuruluşu 1919, dünyanın ilk sinema okulu). Animasyon Yönetmenliği ve Bilgisayar Animasyonu bölümü. Orada ilk filmlerimi yaptım. Tez konum: Animasyon eğitim yöntemi. 1997 Türkiye’ye döndüm, Sinefekt Post Prodüksiyon şirketinde işe girdim ve Mimar Sinan Üniversitesinde animasyon dersi vermeye başladım. 20 yıl olmuş.


Animasyona ilginiz ne şekilde başladı? Sizin için ne ifade ediyor ve bu mecrayı neden seçtiniz? Etkilendiğiniz, size hocalık yapan isimler oldu mu?
Grafik bölümündeyken dergilerde yayınlanan çizgi roman ve foto öyküler yapıyordum. Haftalık köşemde çizdiğim karakterleri nasıl canlandırırım diye düşünüyordum. Moskova’daki okula bölümü açan hocam Aleksandr Fedulov’un desteğiyle kabul edildim. Yönetmenlik eğitimini ondan, temel animasyon eğitimini Violetta Kolesnikova’dan aldım. Oradaki bütün hocalarımdan çok etkilendim. Memlekete dönünce öğrendiklerimi öğretme fikri onların derslerini dinlerken doğdu.


Animasyon yapımında üstlendiğiniz görev nedir? Senarist, yönetmen, yapımcı, animatör, karakter tasarımcısı, …?

Sinefekt’e animatör olarak girdim. İlk yıl içinde yönetmenliğini yaptığım reklam işleri aldık. Sonraki yıllarda ağırlıklı olarak reklam sektörü için işler ürettik. Bunun yanında sinema filmleri için görsel efekt ve animasyon yaptık. Ekip ve iş çeşitleri büyüdükçe müşteriye yaratıcı destek verir hale geldik. Bazen işlerin yapımcılığını da üstlendik. Bu yüzden işin ihtiyacına göre yönetmen, senarist, tasarımcı, ekip süpervizörü ve set süpervizörü olarak çalıştım.


Ne tip hikayeler anlatmayı seviyorsunuz, filmlerinizde temel bir tema ya da dert var mı? Bir filmi yapmaya, oluşumuna katkı sağlamaya sizi motive eden nedir?

Ürettiğimiz işlerin çoğunluğu zaten belli bir senaryo ve içerikle kısmen şekillenmiş olarak bize geliyordu. Benim için en keyiflisi yönetmen veya süpervizör olarak işin yaratıcı kısmını da üretip geliştirebildiğim işler oldu. Film setinde efekt üretilecek sahnelerin çekimine eşlik ederken bile yaratıcı çözümlerle işi kolaylaştırmak ve iyileştirmek mümkün.


Kullandığınız özel bir teknik ya da stil var mı? Varsa nasıl oluştu, gelişti? Sizi en iyi ifade eden filminiz, çalışmanız?

Sektörde çalışmaya başladığım ilk yıllarda çizim animasyon ve stop-motion üretebilirken daha ileri yıllarda talep ağırlıklı olarak 3D ve görsel efekt üzerinden oldu. Tüm teknikler doğru yerinde kullanılırsa iyidir, sanırım özel bir seçimim yok.


Filmlerinizde size en önemli unsur nedir? Senaryo, müzik, karakter tasarımı seslendirme, görsel dünya, …?

Filmin her unsuru önemli.


Filmlerinizde ekip arkadaşlarınız kimlerden oluşuyor?  Belirli isimlerle mi çalışıyorsunuz? Ekip arkadaşı seçimlerinizi neler etkiliyor? 

İşler normal mesai saatlerinin çok üstünde bir çalışma ritmi gerektirebildiği için genellikle ailemizle geçirdiğimiz sürenin çok daha fazlasını ekip arkadaşlarıyla geçiririz. İşe ilk girdiğimde 3-4 kişilik bir ekipken birkaç yılda bu sayı yirminin üstüne çıktı. Bazı projelerde hepsi aynı mekanda bulunmasa bile pek çok kişinin birlikte çalıştığı olur. Bazen yurtdışı ekiplerle işbirliği yapılır. Çekirdek kadro ise hep aynıdır. Ekip arkadaşı seçiminde projenin ihtiyaçları, uyumluluk, kendi uzmanlık alanındaki becerisi, çok yönlülük, teknik ve yaratıcı katkı gibi özellikler belirleyici olabilir.


Kimler ya da neler size ilham veriyor? Favori, en sevdiğiniz animasyon filmler?

Doğa ilham veriyor. Miyazaki favorim :)


Kadın olmanızın animasyon alanında size eksi ve artıları oldu mu? Olduysa neler?

Türkiye’de hala erkek ağırlıklı bir sektör bu. Kadın olmanın avantajı sezgileri kullanabilmek, işe ve iş arkadaşlarına şefkatli yaklaşabilmek, daha esnek ve yaratıcı olabilmek belki de. Çalışırken zaman zaman bedenimin dayanıklılık sınırlarımı epey zorlamışım, bunu sonradan farkettim. Neredeyse sadece erkeklerin oluşturduğu bir toplulukla çalışmanın yan etkisiydi sanırım.


Animasyon için gerekli gördüğünüz altyapı sinema mı, grafik tasarım mı? Ya da ne? Sizce animasyon eğitiminin olmazsa olmazları neler?

Olmazsa olmazı iyi gözlem yapmak. Her tür altyapıdan animasyona geçiş yapılabilir.


Türkiye’de animasyon sektörü var mı? Sektör ya da ortamın geçmişi ve bugününü nasıl değerlendiriyorsunuz? Farklar ya da ilerleme oldu mu? 

Evet, bir sektör var. Animatörler için bu ülkede iş üretmek çoğu zaman idealistçe bu işe gönül verip şartları zorlamakla mümkün oldu. Şirketler için dış pazarlara iş üretebilmenin süreklilik için önemli bir kriter olduğunu düşünüyorum. Bunun örneklerini görmeye başladık.


Türkiye ve dünyada animasyon geleceğinde neler bekliyorsunuz? 

Ülkemizde özgün işler üretilmesi için devlet desteği çok az. Bunun değişmesini, daha çok özgün projenin fon bulmasını isterim. Animasyonun hem teknik hem sanatsal olarak geleceği çok parlak. Teknik olarak hayalim beynimizde ürettiğimiz hareketli görüntüleri izleyiciyle eş zamanlı paylaşabilecek teknolojiye ulaşmak :) O zaman görsel hikaye anlatıcılığında yeni bir kapı açılmış olur. Fiziksel şartlar ve zamanın üretimin belirleyici faktörü olmadığı böyle bir akışı düşünmek güzel geliyor…

image15