Sevilay Bozdemir

13.04.2017

19.02.1971 İskenderun doğumluyum. Doğduktan hemen sonra Denizli’ye gitmişiz ve 11 yaşıma kadar babamın Denizlili olması dolayısıyla orada yaşadım. İlkokulu Denizli’de Hürriyet İlkokulu’nda okudum ve 1982 yılında Antalya Anadolu Lisesi’ni kazanarak Antalya’da 7 yıl hazırlık, ortaokul ve liseyi bitirdim. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni kazanınca da İstanbul’da yaşamaya başladım. 1992 yılında TRT genel duyurulu sınavıyla TRT İstanbul TV’de kurgucu olarak çalışmaya başladım. Çocuk ve Gençlik programları içeriği kurgusuyla özel olarak ilgilenirdim. Arkadaşlarım da bu çevredendi. Kendi kendimize, kısıtlı teknik imkânlarla,  çizgi-roman, foto- roman mantığıyla çekilen hikayeleri kurgular, mesai sonrası başka başka şeyler denerdik. Stop-motion amatör çalışmalarını kurgulardık.  Daha sonra kurum içi sınavla prodüktör oldum ve Çocuk ve Gençlik Programları Müdürlüğünde çalışmak istediğimi söyleyince bana garip garip baktılar. İyi bir kurgucuydum, belgesel programları bölümünde bir süre çalıştım ama Çocuk Programlarına geçme ısrarım yüzünden aşındırdığım kapılardan biri sonunda açıldı. Kendimi iyi ve verimli hissettiğim bölümde prodüktördüm artık.  O günden bu yana animasyon ile ilgili işlerle ilgiliyim.


Animasyona ilginiz ne şekilde başladı? Sizin için ne ifade ediyor ve bu mecrayı neden seçtiniz? Etkilendiğiniz, size hocalık yapan isimler oldu mu?
Ben özellikle animasyon seçmedim. Çocuk ve Gençlik programları üretme arzum bizi tanıştırdı. O zamanlar sadece TV vardı benim için. Sonra bu alan Çocuk Medyası’na dönüştü. Bu süreçte de yaptığımız tüm programların içinde, kartlı öykülerden başlayarak, stop-motion ardından basit animasyon hikâyeler ile seyirciye ulaşmayı istedik. Tabii o zamanlar 2D idi her şey.  Ben TRT de çocuk programları prodüktörü olmak istedim her zaman. Dolayısıyla 2000 yılında TRT İstanbul Tv’de departman müdürümüz Can SOYSAL bana yol gösterdi ve bu alanda çalışabilmem ve kendimi geliştirebilmem için destek sağladı. Animasyon ayrıca Can Bey’in ilgili ve yetenekli olduğu bir alandı. Farklı neler yapılabilir heyecanıyla sürekli araştırırdık. Ben yurtiçi ve yurtdışı tüm alanları araştırdım, projelerle katıldım, takibini yaptım ve burada neler yapabiliriz toplantılarını yaptık hep Can Bey ve bölümdeki arkadaşlarımla.


TRT bünyesi içinde animasyon üretilmiyor. Benim yapım ve yönetimini üstlendiğim tüm TRT İç yapımlarında, animasyon prodüksiyon hizmeti dışarıdan alındı. Biz özellikle içerik, senaryo ve kanalın yayın stratejilerine göre tekniğini seçme kararlarına süpervizörlük ettik. Ancak, hizmet dış yapım olarak sektördeki animasyon firmalarından alındı.


Genel anlamda animasyon dünyasının gurularından saydığımız anime dâhisi Miyazaki benim senaryo ve resimle anlatım ustası olarak çok etkilendiğim birisi. Japonya’da Ghibli Stüdyolarına gidemedim ancak stüdyonun gezici turlarından birinde Güney Kore’de rastladım ve ziyaret ettim. Çok etkileyici bulduğum filmlerini izlemekten büyük zevk alıyorum.


Tercih ettiğiniz özel bir teknik ya da stil var mı?

Ben kişisel olarak 2D animasyon tekniğiyle ve basit ve güçlü bir senaryoyla üretilmiş filmleri daha çok seviyorum. Sanat ve ince felsefik göndermeleri daha iyi taşıdığını düşünüyorum. Ancak okul öncesi çocuk medyası projelerinde ise özellikle 3D ile harika işler çıktığını görüyoruz. Bu söylediğim hem Türkiye, hem dünyanın diğer yerlerinde geçerli.


Filmlerinizde size en önemli unsur nedir? Senaryo, müzik, karakter tasarımı seslendirme, görsel dünya, …?

Hepsinde de bence en önemli unsur SENARYO.


Kimler ya da neler size ilham veriyor? 

Bence animasyon dünyasında, yaratıcılığı besleyen her şey ilham kaynağı. Çocukların sınırsız enerjileri, akıl almaz gibi gelen soruları, sabır.

image42