TR

Çevir:


Sibel Bozkurt

22.07.2018

1982 yılında İstanbul’da doğdum. Doğma büyüme İstanbul’luyum. Trakya Üniversitesi, Duvar Süsleme Sanatları Bölümünü bitirdim. Kendimi bildim bileli çiziyorum ama profesyonel olarak çizmeye başlamadan önce mezun olduğum bölümle alakalı olarak vitray, mozaik tasarım uygulama işi yapıyordum. 18 yıldır çizgi roman/illüstrasyon ile uğraşıyorum ama bunun son 8 yılı profesyonel çalışma hayatıdır.


Çizgi roman/illüstrasyon ilginiz ne şekilde başladı? Sizin için ne ifade ediyor ve bu mecrayı neden seçtiniz? Etkilendiğiniz, size hocalık yapan isimler oldu mu?

Çocukluğumdan beri evimizde mizah dergileri, çizgi romanlar hep vardı onlarla büyüdüm. Özellikle de Conan okuyarak. Çizim yapmaya da yeteneğim ve merakım vardı zamanım çizim yaparak geçerdi. Hayalperest biriyim, çizgi roman ve illüstrasyon yaparak mutlu oluyorum. Kaçınılmaz olarak bu mecra beni seçti diyebilirim. Tabii ki oldu; en başta ustam Soner Tuna, Jean Giraud/Moebius, Hayao Miyazaki.


Ne tip hikayeler anlatmayı seviyorsunuz, çalışmalarınızda temel bir tema ya da dert var mı?

Temel bir tema yok. İçimden ne gelirse ya da o sıra aklımı ne kurcalıyor bana ne dert oluyorsa onu aktarıyorum kâğıda. Genelde korku, fantastik, bilim kurgu çalışmayı seviyorum ama kendimi kısıtlamam her şeyle ilgili yazıp çizerim. 


Kullandığınız özel bir teknik ya da stil var mı? Varsa nasıl oluştu, gelişti? Sizi en iyi ifade eden filminiz, çalışmanız?

Kağıda çizdikten sonra mürekkepleme ve en son dijital renklendirme yapıyorum. Çizgi roman yaparken Amerikan Ekolüne uygun çalışıyorum anlatım, panelleme, renklendirme açısından bana en uygun olan çünkü. Ama İtalyan Ekolünü de severim. Tek bir çalışmayı örnek gösteremeyeceğim, yaptığım her iş benden bir parça taşıyor sonuçta.


Çalışmalarınızda size en önemli unsur nedir? Hikaye, karakter, tasarımı, görsel dünya, mesaj…?

Bence hepsi; hikayenin, karakterlerin, görselin iyi olması gerek ama mesaj kısmı başka bir konu. Yani ille de mesaj vermek zorunda hissetmiyorum kendimi. Çünkü; verilen bir mesaj varsa bile karşı tarafın anladığı kadardır aslında ya başarısı.


Kimler ya da neler size ilham veriyor? Favori, en sevdiğiniz çizerler, kitaplar, karakterler?

İlhamımı her an her şeyden alabilirim. İşin güzel tarafı da o zaten. Bu anlamda algıların hep açık olmasını öğreniyorsunuz. Hep bir gözlem halinde olmak yani. Çok fazla sevdiğim çizer var ama değişken olmayan tek çizer ustam hariç Jean Giraud/Moebius. Conan, Red Sonja, Batman, Watchmen, Sandman, Ken Parker, Dylan Dog, Julia… Böyle devam ediyor.


Kadın olmanızın çalışmalarınızda size eksi ve artıları oldu mu? Olduysa neler?

Aklımdakileri yazıp çizerken yani kâğıda dökerken, kadın olmamın bir eksisi ya da artısı yok sanırım. Ama iş ortamında bir erkek egemen düzen var hala, kadın olmak eksi olabiliyor. Bir erkekten daha fazla çaba sarf etmeniz gerek mesela. Bağlantıları güçlü insanlarla yarış halinde üretim yapmak zorunda kalıyoruz mesela, çok üzücü.


Çizgi roman ya da illüstrasyon için gerekli gördüğünüz altyapı nedir, olmazsa olmazları neler?

Ben kendi kendini geliştirmiş, bu işlerin eğitimini almamış bir çizerim. Yani olmazsa olmaz bir şey varsa o da çalışmak sanırım. Yetenek, çalışmak/pratik yapmak, çok okumak, gözlem yapmak olmazsa olmazlardır bence. Sanat eğitimi alsanız da almasanız da geçerli olan bu bana göre.


Türkiye’de çizgi roman ve illüstrasyon dünyasını nasıl değerlendirirsiniz? Geçmişi, bugünü?

Geçmiş güzelmiş. Şimdi ise bence hem iyiye gidiyor hem de gitmiyor ama gerçekten güzel işler yapılıyor. Örneğin; benimde içerisinde çizgi romanlar ve illüstrasyon yaptığım Yabani Dergi çok iyiydi. Yani üretim açısından, yetenekli sanatçılar açısından çok zenginiz ama bir de tüketen tarafı var. İşte orada işler iyiye gitmiyor.


Peki Türkiye ve dünyadaki geleceği?

Dünya da zaten iyi daha da iyi olacaktır. Türkiye de umarım daha iyi olur geleceği.

image64